Blog

Blog

Merhabalar Sevgili Tarih Severler,

Şehrimiz herkesin bildiği gibi çeşitli diller, dinler ve kültürler barındırdığı için bu kültürlerin etkisiyle gastronomi, tarih ve insan ilişkileri konularında merkez konumunda genel olarak kültür turizmi odaklıdır. Mardin herkesin mutlaka bir gün gideceği yer olarak akıllarda ve dillerdedir. En büyük nedeni bu olmasa bile misafirlerimiz genellikle daha önce yurtdışında Venedik ve Roma gibi şehirleri gezdikten sonra Mardin akıllara gelmektedir. Yurtiçinde olması ve ulaşım kolaylığından dolayı bu sıraya konulması da muhtemeldir. Biz biliyoruz ki Mardin ziyareti tüm misafirlerimiz için önemli ve beklentilerle doludur, tüm bu beklentileri karşılayıp sizleri dolu dolu anılarla uğurlamak en büyük gayemizdir.

Mardin’e gelen tüm misafirlerimiz tarih bilgisiyle dolu, kültür seviyesi yüksek ve gerçekten merak doludur. Herhangi bir yerden alabileceğiniz yüzeysel bir bilgi yerine Mardin ve tarihi hakkında tüm detaylı bilgileri sunmayı kendimize daima borç biliriz. Bu yüzden her zaman “Yerel acente, yerel ayrıcalıklar.” sloganıyla işimizi yapmaya devam ediyoruz. Mardin’de gezi değil yaşamaya bekliyoruz.

Mardinname

Mardin Kültürü

Binlerce yıldır birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mardin’in hoşgörü anlayışını başımdan geçen bir hadiseyle anlatmak istiyorum.

Dedem 1999’da vefat etti. Tabii taziyelere her türlü milletten insan gelmişti. Mahallede bir Süryani teyzemiz vardı. Bu teyzemiz itikadı güçlü bir Ortadoks, millet olarak Süryanilere bağlı Ermeni ve Keldoni dost ve akrabaları olan biriydi. Babaanneme taziyesini şu şekilde iletti: “Aramızdaki tek fark Fatiha’dır, benim yerime bir fatiha oku.” Bu sözleri Arapça dile getirmişti.

Mardin Ulu Cami’de okunan ezanı huşuyla dinleyen Kırklar Klisesi’nin çanıdır.

Mardin, Paslalya Bayramını kutlayan bir Müslüman, Kurban Bayramını kutlayan bir Hristiyandır.

Mardin, Kürtlerin Arap komşularına “tirşik” yolladığı, Arapların da gönderilen tabakla “lebeniye” gönderdikleri bir diyardır.

Mardin, Sultan Şeyhmus’la Mor Gabriel’in semaya yöneldiği yerdir.

Mardin, Kürt’ün halayını çeken bir Arap, Arap’ın reyhanisini oynayan bir Keldani, Süryani’nin ikliçesini (çörek) yiyen bir Türk’tür.

Dünyayı Mardin’leştirmek lazım.

Mehmet Nur Esendemir

Merhaba Sevgili Tarih Severler,

“Gündüzü seyranlık gecesi gerdanlık” derler Mardin için… Taşın başkenti derler… Hoşgörü kenti derler… Dahası da var ama ne yazsam bir şeyler eksik kalacak. Çünkü Mardin kısacık cümlelere, sloganlara indirgenebilecek bir kent değil. Mardin zenginliğinin keşfetmekle bitmeyeceği derin mi derin bir kültür mirası. Benim önerilerimi başlangıç olarak alın ve Mardin’i her şeyiyle keşfetmek isterseniz, bu rotadaki noktaları 3-4 katıyla çarpmanız gerektiğini, görülecek yer listesinin uzayıp gittiğini unutmayın…

1- Ah O Evler

Mardin’in dünyaca ünlü evleri, Kuzey Suriye tarzı olarak nitelenen taş yapılardan oluşur. Benzerlerine Niğde ve Kayseri’de rastlamak mümkün… Bölgede ünlü olan sarı kalker taşı kullanılmış. Bu taş evlerin yazın serin kışın sıcak olmasını sağlıyor. Mardin evlerinin bir özelliği sıva malzemesi kullanılmaması. Mezopotamya ovasına açılan kapılar tepenin eğimi üzerinde kuruldukları için en az iki katlı yapılmışlar. Ve hiçbirinin gölgesi de birbirinin üzerine düşmeyecek şekilde planlanmış.

2- Müzedeki Fark

1942 yılında kurulan Mardin Müzesi, sadece eser varlığıyla değil kütüphanesiyle ve bahçesinde kurulan Arkeopark [...]

Merhabalar, blog sayfamızı takipte kalınız. En güzel yazılar burada olacak.

Back to top
× Whatsapp